Haberin Özeti
-
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, içeriği açıklanmadan domuz eti sunulmasının ayıplı hizmet sayılabileceğini belirtti.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, denetimlerde domuz eti ve kaynağı belirlenemeyen et ürünleri bulunan otelle ilgili manevi tazminat kararını yerinde buldu.
-
Tüketici; bedel indirimi, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ücretsiz onarım haklarından birini kullanabilir.
-
Manevi tazminat otomatik olarak doğmaz. Kişilik hakkındaki zararın ve işletmenin davranışıyla bağlantısının somut olayda ortaya konulması gerekir.
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, köşe yazısında otel ve restoranlarda tüketiciye içeriği açıklanmadan domuz eti sunulmasının ayıplı hizmet ve manevi tazminat sorumluluğu doğurabileceğini Yargıtay kararları üzerinden değerlendirdi. Tanrıverdi, işletmelerin kullanılan eti açıkça bildirmesi gerektiğini belirtti.
Nesih Tanrıverdi: Konu yalnızca ödenen bedel değil
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, ayıplı mal ve ayıplı hizmet nedeniyle ortaya çıkan zararların yalnızca maddi kayıplarla sınırlı olmadığını söyledi. Tüketicinin inancı, sağlığı veya kişilik değerleri zarar görmüşse manevi tazminat talebinin de gündeme gelebileceğini ifade etti.
Tanrıverdi, değerlendirmesine katkılı akaryakıt nedeniyle araçta meydana gelen zarara ilişkin Yargıtay kararıyla başladı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18 Kasım 1999 tarihli kararına işaret eden Tanrıverdi, akaryakıt satıcısının benzinin katıksız olmasını sağlamakla yükümlü olduğunu, ayıplı yakıt nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulabileceğini aktardı.
Asıl tartışmanın ise ayıplı hizmet sırasında tüketicinin ruhsal bütünlüğünün veya kişilik değerlerinin zarar görmesi hâlinde başladığını belirtti.
Yargıtayın domuz eti verilen otele ilişkin kararı
Tanrıverdi, yazısında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir otelde sunulan yemeklere ilişkin kararını hatırlattı.
Davaya konu olayda tüketiciler, her şey dâhil sistemle konakladıkları otelde kendilerine domuz eti yedirildiğini sonradan öğrendiklerini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etti. Otelde yapılan denetimlerde son tüketim tarihi geçmiş, kaynağı belirlenemeyen et ürünleri ile domuz eti tespit edildi.
Yerel mahkeme, sunulan hizmetin ayıplı olduğuna ve tüketicilerin manevi zarara uğradığına karar verdi. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, tüketicilerin konakladığı tarihte kendilerine domuz eti yedirildiğinin yeterince kanıtlanamadığı gerekçesiyle kararı bozdu.
Yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna taşındı. Genel Kurul, tüketicilerin konakladığı dönemden kısa bir süre sonra yapılan denetimde sağlığa zararlı ve kaynağı belirlenemeyen et ürünlerinin bulunmasını dikkate alarak manevi tazminata ilişkin yerel mahkeme kararını yerinde buldu.
İçeriği açıklanmayan yemek neden ayıplı hizmet sayılabilir?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre tüketicinin makul olarak beklediği faydayı azaltan veya ortadan kaldıran eksiklikler içeren hizmetler ayıplı kabul edilebiliyor.
Bir otel veya restoranda domuz eti kullanılması tek başına her durumda ayıplı hizmet anlamına gelmez. Hukuki sorun, tüketicinin yemeğin içeriği hakkında açıkça bilgilendirilmemesi, farklı bir et sunulduğu izlenimi verilmesi ya da tüketicinin iradesini etkileyen bilginin gizlenmesi hâlinde ortaya çıkar.
Tanrıverdi’ye göre Türkiye’de domuz eti tüketmeme konusunda yaygın bir dinî ve kişisel hassasiyet bulunması nedeniyle işletmeler, bu tür bir içerik kullanıyorsa tüketiciyi siparişten önce tereddüde yer bırakmayacak biçimde bilgilendirmeli.
Ayıplı hizmette tüketicinin kullanabileceği haklar
- Hizmetin yeniden görülmesini isteme,
- Hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarılmasını talep etme,
- Ayıp oranında bedelden indirim isteme,
- Sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep etme.
Tüketici, olayın şartları oluşmuşsa bu haklardan biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında maddi veya manevi tazminat da isteyebilir.
Manevi tazminat her olayda otomatik olarak doğmaz
Bir hizmetin ayıplı olması, tek başına manevi tazminat ödenmesi için yeterli görülmeyebilir. Tüketicinin kişilik hakkının, bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğünün ve bu zarar ile işletmenin davranışı arasında bağlantı bulunduğunun ortaya konulması gerekir.
Domuz eti tüketmediği bilinen veya bu yöndeki hassasiyetini açıkça belirten bir kişiye, içeriği gizlenerek domuz eti sunulması; olayın şartlarına ve delillere göre kişilik haklarının ihlali kapsamında değerlendirilebilir. Tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğine ve miktarına ise somut olayı inceleyen mahkeme karar verir.
Tüketici hangi belgeleri saklamalı?
Böyle bir durumla karşılaşan tüketicinin öncelikle fiş, fatura, rezervasyon belgesi ve ödeme kayıtlarını saklaması önem taşıyor. Menü fotoğrafları, ürün etiketleri, işletmeyle yapılan yazışmalar ve içeriğe ilişkin açıklamalar da uyuşmazlık sırasında delil olarak kullanılabilir.
Şüpheli ürünün bulunduğu durumlarda numunenin tüketici tarafından gelişigüzel saklanması yerine, yetkili kurumlara gecikmeden bildirim yapılması daha sağlıklı sonuç verebilir. Resmî denetim tutanakları ve laboratuvar incelemeleri, ürünün içeriğinin belirlenmesi açısından belirleyici olabilir.
Tüketici, talebini işletmeye yazılı olarak iletmeli; sonuç alamaması hâlinde uyuşmazlığın niteliğine göre görevli tüketici mercilerine başvurmayı değerlendirmelidir. Manevi tazminat talebinde bulunulacaksa olayın özelliklerine göre hukuki destek alınması yararlı olacaktır.
İşletmeler için açık bilgilendirme uyarısı
Otel, restoran ve diğer yeme-içme işletmeleri tüketicinin tercih yapmasını etkileyebilecek içerikleri açık, anlaşılır ve siparişten önce görülebilir biçimde bildirmeli. Menüde başka bir et türü izlenimi oluşturulması veya kullanılan içeriğin saklanması, bedel iadesinin ötesinde tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Nesih Tanrıverdi’nin uyarısının özü net: Tüketicinin ne yediğini bilme hakkı, işletmenin tercihine bırakılabilecek bir ayrıntı değil.
