Ayıplı malda tüketicinin bilmesi gerekenler
- Ayıplı mal sadece bozuk ürün değildir. Ürün çalışıyor olsa bile vaat edilen özellikleri taşımıyorsa ayıplı sayılabilir.
- Reklam, etiket ve satıcı beyanı önemlidir. Ürün tanıtımında yer alan özellikler tüketici açısından bağlayıcı olabilir.
- Tüketicinin dört seçimlik hakkı vardır. Para iadesi, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya değişim talep edilebilir.
- Nesih Tanrıverdi uyardı. Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili, alışverişte verilen vaatlerin mutlaka saklanması gerektiğini belirtti.
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, ayıplı mal kavramının sanıldığından çok daha geniş olduğunu belirterek tüketicilerin sahip olduğu seçimlik haklara dikkat çekti. Tanrıverdi’ye göre bir ürünün bozuk olmaması, ayıplı olmadığı anlamına gelmiyor.
Ayıplı Mal Sadece Bozuk Ürün Demek Değil
Bir ürün çalışıyor olabilir.
Kutusu sağlam olabilir.
Hatta ilk bakışta herhangi bir sorun da görünmeyebilir.
Ancak bu durum, o ürünün ayıplı mal olmadığı anlamına gelmiyor.
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, tüketiciler arasında yaygın olan bu yanlış algıya dikkat çekerek, ayıplı mal kavramının yalnızca arızalı veya kırık ürünlerle sınırlı olmadığını söyledi.
Tanrıverdi’ye göre mevzuat, tüketiciyi sadece bozuk ürünlere karşı değil, vaat edildiği gibi çıkmayan ürünlere karşı da koruyor.
Üzerinde Anlaşılan Özellikler Yoksa Ayıplı Mal Sayılabiliyor
Ayıplı mal tanımının ilk unsurlarından biri, ürünün taraflar arasında kararlaştırılan özellikleri taşımaması.
Burada dikkat çeken nokta ise bu özelliklerin mutlaka yazılı sözleşmede yer almak zorunda olmaması.
Satış sırasında üzerinde anlaşmaya varılan bir özellik sonradan üründe bulunmuyorsa, tüketici açısından ayıplı mal durumu ortaya çıkabiliyor.
Bu nedenle yalnızca sözleşmeye değil, satış sürecinde verilen taahhütlere de dikkat etmek gerekiyor.
Normalde Olması Gereken Özellikler de Koruma Altında
Nesih Tanrıverdi, bazı durumlarda herhangi bir sözleşme hükmü bulunmasa bile ürünün ayıplı kabul edilebileceğini belirtiyor.
Bir ürünün kendi sınıfındaki benzer ürünlerde bulunan temel özellikleri taşıması bekleniyor.
Tüketicinin satın alma kararını etkileyebilecek nitelikteki temel özelliklerin eksik olması halinde ürün ayıplı mal olarak değerlendirilebiliyor.
Başka bir ifadeyle, “bunu ayrıca konuşmamıştık” savunması her zaman yeterli olmayabiliyor.
Reklamda Yazıyorsa Üründe de Olmalı
Tüketicilerin sık karşılaştığı sorunlardan biri de reklamlarda vaat edilen özelliklerin üründe bulunmaması.
Mevzuata göre ambalajda, etikette, kullanım kılavuzunda, internet sitesinde veya reklamlarda yer alan özellikler ürünün bir parçası kabul ediliyor.
Eğer tüketiciye duyurulan özelliklerden biri eksikse, ürün ayıplı mal kapsamında değerlendirilebiliyor.
Bu durum özellikle internet alışverişlerinde büyük önem taşıyor.
Ürünün tanıtım sayfasında yazan bilgiler, daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda tüketici açısından önemli bir dayanak oluşturabiliyor.
Satıcının Verdiği Bilgi Sonradan İnkar Edilemiyor
Tanrıverdi’nin dikkat çektiği bir diğer konu ise satıcı tarafından verilen sözler.
Bazı özelliklerin bulunmaması normal şartlarda ayıp sayılmayabilir. Ancak satıcı o özelliğin üründe bulunduğunu söylemişse durum değişiyor.
Örneğin bir saatin fosforlu olmaması tek başına ayıp oluşturmaz.
Fakat satıcı saatin fosforlu olduğunu belirtmiş ve tüketici de buna güvenerek satın almışsa, sonradan bu özelliğin bulunmadığının ortaya çıkması ürünü ayıplı mal haline getirebilir.
Bu nedenle satış sırasında verilen sözlerin ve tanıtımların önemi büyük.
Teknik Düzenlemelere Uymayan Ürünler de Kapsamda
Ayıplı mal kapsamına giren bir diğer grup ise teknik düzenlemelerde belirlenen niteliklere uygun olmayan ürünler.
Ürün güvenliği, işaretleme, etiketleme, ambalajlama veya uygunluk değerlendirme süreçlerine ilişkin zorunlu kurallara aykırılık bulunması halinde ürün ayıplı mal olarak değerlendirilebiliyor.
Bu düzenlemeler tüketicinin güvenli ve doğru ürünlere ulaşmasını amaçlıyor.
Benzer Ürünlerin Yapabildiğini Yapamıyorsa Sorun Var
Kanun yalnızca vaat edilen özelliklere değil, ürünün kullanım amacına da bakıyor.
Bir ürünün aynı kategorideki benzer ürünlerin gerçekleştirdiği temel işlevleri yerine getirmesi gerekiyor.
Örneğin bir otomobil satın alan tüketici, aracı normal şartlarda güvenli ve sorunsuz şekilde kullanabilmeyi bekler.
Araç bu temel beklentiyi karşılamıyorsa ayıplı mal değerlendirmesi gündeme gelebiliyor.
Bu yaklaşım, tüketiciyi sadece teknik arızalara karşı değil, performans eksikliklerine karşı da koruyor.
Tüketicinin Dört Seçimlik Hakkı Bulunuyor
Nesih Tanrıverdi, ayıplı mal tespit edildiğinde tüketicinin dört önemli seçimlik hakkı bulunduğunu hatırlattı.
Buna göre tüketici;
- Satılan ürünü geri vererek sözleşmeden dönebilir,
- Ürünü kullanmaya devam edip bedelden indirim isteyebilir,
- Ücretsiz onarım talebinde bulunabilir,
- Mümkün olması halinde ürünün ayıpsız yenisiyle değiştirilmesini isteyebilir.
Kanuna göre satıcı, tüketicinin seçtiği bu haklardan birini yerine getirmekle yükümlü.
Bilmeniz Gerekenler
• Ürünün bozuk olması şart değil.
• Reklamda vaat edilen özelliklerin eksik olması ayıp sayılabilir.
• Satıcının sözlü olarak belirttiği özellikler de önem taşır.
• Benzer ürünlerin sunduğu temel performansın sağlanamaması ayıplı mal kapsamında değerlendirilebilir.
• Tüketicinin para iadesi, değişim, ücretsiz onarım veya bedel indirimi isteme hakkı bulunur.
Nesih Tanrıverdi: Haklarınızı Bilmek En Büyük Güvence
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, tüketicilerin alışveriş sonrasında yaşadığı birçok sorunun hakların yeterince bilinmemesinden kaynaklandığını belirterek, ürün satın alırken verilen vaatlerin ve açıklamaların dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Kapanış
Bir ürünün ayıplı olup olmadığını anlamak için yalnızca çalışıp çalışmadığına değil, size vaat edilen özellikleri gerçekten taşıyıp taşımadığına da bakmak gerekiyor.
Ayıplı malda mesele sadece arıza değildir
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin , ayıplı mal tartışmalarında tüketicilerin en çok yanıldığı noktanın, ayıbı sadece “bozuk ürün” olarak görmeleri olduğunu belirtti.
Şahin’e göre tüketici açısından asıl mesele, ürünün kendisine anlatıldığı, tanıtıldığı ve vaat edildiği gibi çıkıp çıkmadığıdır. Bir ürün çalışıyor olabilir; ancak reklamında, etiketinde, kullanım kılavuzunda ya da satış sırasında belirtilen özellikleri taşımıyorsa tüketici açısından sorun başlamış demektir.
“Tüketici satın alma kararını çoğu zaman satıcının sözüne, ürünün tanıtımına ve kendisine verilen bilgiye göre verir. Bu nedenle sonradan ‘ürün çalışıyor’ denilerek tüketicinin şikâyeti görmezden gelinemez. Çalışan bir ürün de vaat edilen niteliği taşımıyorsa ayıplı mal olarak değerlendirilebilir.”
Mahmut Şahin, tüketicilerin alışveriş sırasında ekran görüntüsü, fatura, reklam metni, ürün açıklaması ve satıcı beyanı gibi bilgileri saklamasının ileride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda büyük önem taşıdığını ifade etti.
Şahin, “Tüketici hakkını ararken yalnızca arızayı değil, ürünün kendisine nasıl sunulduğunu da ortaya koymalıdır. Çünkü hak arama sürecinde vaat edilen özellik ile teslim edilen ürün arasındaki fark çoğu zaman belirleyici olur.” değerlendirmesinde bulundu.
