Nesih tanrıverdi avatarı
Nesih Tanrıverdi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ‘Tüketici İşlemi’ Niteliğindeki Sözleşmeler

‘Tüketici İşlemi’ Niteliğindeki Sözleşmeler

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Hangi işlemlerin tüketici hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği önemli bir soru olarak karşımızda duruyor. Tüketici hakem heyetlerindeki uyuşmazlıkların ciddi bir kısmının görevsizlik nedeniyle reddedilmesinin altında bu sorunun çözülememesi yatmaktadır.

Görev hususu kamu düzenine ilişkindir, bu yüzden her aşamada re’sen dikkate alınması zorunludur. Görev alanı, yasadaki hükümler çerçevesinde şekillenmekte ise de yaşanan uyuşmazlıkların bu sınıra girip girmediği konusunda belirsizlikler olabilmektedir.

Bu nedenle, Yargıtay içtihatları ışığında yasanın kapsamına bakılmasında, bu bağlamda Tüketici Hakem Heyetlerinin ‘Görev Alanı’ kavramının açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır.

‘Tüketici İşlemi’ Nedir?

Yasanın temel amacı tüketiciyi korumak olduğuna göre, taraflar arasındaki hukuki ilişki tüketici işlemi niteliğinde olmalıdır. Zaten yasaya bakıldığında, kapsamın, ‘tüketici işlemi’ bazlı açıklandığını görmekteyiz: “Bu Kanun, her türlü ‘tüketici işlemi’ ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.”

Ayrıca kapsamda bahsedilen **’tüketici işlemi’**nin “…ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler ile tüketiciler arasında kurulan… her türlü sözleşme ve hukuki işlemi“, Tüketici işlemi tanımında sözü edilen ‘Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi’, ‘Satıcı’ da “…ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan kişi” şeklinde tanımlanmıştır.

O halde, bir uyuşmazlığın/davanın yasa kapsamında değerlendirilebilmesinin temel şartları şu şekilde özetlenebilir:

1- Taraflardan biri tüketici olmalıdır. Mal veya hizmeti edinen, kullanan, yararlanan kişi, eğer bu mal ya da hizmeti mesleki ya da ticari amaçla kullanmıyor ise tüketici sıfatına haiz olabilecektir. Mal ya da hizmeti alan kişi bu mal ya da hizmeti nihai olarak kullanmalı, aldığı malı satıp kâr etme amacıyla ya da mesleki faaliyetlerinde kullanmamalıdır.

Bir Yargıtay kararında da açıkça hükme bağlandığı gibi, kâr elde etmek amacıyla hareket eden kişiler tüketici sayılmaz. Tüketici işleminden bahsedebilmek için sözleşme taraflarının zıt amaçları gütmesi gerekir. Başka bir deyişle, satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise ticari veya mesleki bir amacının olmaması, herhangi bir kâr elde etme amacı olmaması gerekir. (HGK 16.05.2018 tarih, E: 2017/22 K: 2018/1102) Elbette, tüketici sayılmak için tüketicinin malı bizzat satın almış olması gerekmiyor; malı kullanan, maldan yararlanan kişiler de tüketici sıfatına haizdirler.

Tanıma göre; sanayici, tacir, esnaf, sanatkar, avukat, diş hekimi vb. büro sahibi meslek erbabı da kesilen fatura firmaları adına olmamak kaydıyla yaptıkları işten bağımsız olarak kişisel ihtiyaçları için satın aldıkları mal/hizmet nedeniyle tüketici olarak yasanın korumasından yararlanabileceklerdir.

Kooperatifler tüzel kişilik olarak ‘tüketici’ sıfatına haiz değildirler, ayrıca kooperatif tüzel kişiliği ile kooperatif ortağı arasındaki ilişki de tüketici işlemi niteliği taşımaz. Ancak yasanın 39/3. maddesinin verdiği cevaza göre kooperatif tüzel kişiliği konut kredisi kullanmış ise bu kredi ile ilgili olmak kaydıyla, kooperatif ortağı gerçek kişiler de tüketici olarak kabul edilmiştir.

Diğer taraftan, tüketici tanımına aykırı görünmekle birlikte yasanın 51/9’uncu maddesinin verdiği cevazla, ticari veya mesleki amaçla olsa dahi paket tur sözleşmesi kapsamında hizmet alan kişiler de tüketici olarak kabul edilir.

2- Tüketicinin muhatabı satıcı ya da sağlayıcı sıfatına haiz olmalıdır. Satıcı; ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel bir kişi, Sağlayıcı da; ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel bir kişidir.

Satıcı ve sağlayıcılar özel hukuk kişisi olabileceği gibi kamu tüzel kişisi de olabilir. Diğer taraftan ‘satıcı/sağlayıcı’ dendiğinde yukarıda tanımlanan kişilerle birlikte üretici, ithalatçı ve yasada gösterilen diğer müteselsil sorumlular anlaşılmalıdır.

3- Taraflar arasında kurulmuş bir tüketici işlemi bulunmalıdır. Aşağıda örneklerle açıklayacağımız gibi ilk iki şart yetmez, aynı zamanda bu iki taraf arasında uyuşmazlığa ilişkin şifahi ya da yazılı bir sözleşme veya hukuki bir işlem kurulmuş olmalıdır.

Taraflardan birinin tüketici sıfatına, diğerinin satıcı sıfatına haiz olması bazen aldatıcı olabilir. Bu nedenle, taraflar arasında yaşanan ihtilafın yasa kapsamında olup olmadığına karar verebilmek için iki taraf arasında uyuşmazlık ile ilgili kurulmuş bir sözleşme ya da hukuki işlem bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.

Aşağıdaki Yargıtay kararı bu belirsizliği açıklayıcı niteliktedir. Şehirlerarası yolcu otobüsü, bir yayaya çarpıp kaza yaptığında hem yolcular hem de otobüsün çarptığı yaya zarar görmüşse, otobüsle yolculuk yapan ve kazada zarar gören kişi için hak arama yeri Tüketici Hakem Heyeti ya da Tüketici Mahkemesi iken, kaza sonucu zarar gören yayanın hak arama merci ise Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Aradaki fark, yayanın kaza öncesi yolculuk hizmeti sunan firmadan tüketici işlemi sayılabilecek bir mal ya da hizmet satın almamış olması, herhangi bir sözleşmenin kurulmamış olmasıdır. Otobüs yolcusunun ise otobüs firmasından bir yerden bir yere gitmek için bilet karşılığı ulaşım hizmeti satın almış olması ve kazanın bu hizmetin verilmesi aşamasında yaşanmış olmasıdır. Bu farklılık nedeniyle, yolcu olan kişi tüketici sıfatına haiz iken, yaya ise bu sıfattan beridir.

Yargıtay kararına göre; kazada yaralanan bisiklet sürücüsünün muhatabı çarpıştığı otobüs malikidir. Haksız fiilden kaynaklanan bu tür uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görevli olamaz, davacı otobüs yolcusu olmadığına göre Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. (17. HD 26.05.2015, 2014/24.325 E, 2015/7796 K.)

Elektriğin kaçak kullanımında da benzer durum mevcuttur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmeye dayalı olmadığı için tüketici işleminden bahsedilemez. Burada da haksız fiil niteliğinde bir kabahat mevcuttur ve bu tür uyuşmazlıkların görülme yeri yine genel mahkemeler olacaktır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter