Hem satış sonrası hizmetleri yönetmeliğini hem de yasayı bir bütün halinde değerlendirdiğimizde, ödenen bedelin sadece o malın meta değerine karşılık ödenmediğini, mala ücret ödenirken malın kendisi ile birlikte birçok hukuki hakkın da satın alındığını anlayabiliyoruz. Ve bu haklar sadece garanti şartları ile sınırlı değil. Garanti süresi bittikten sonra da tüketicilere bazı haklar tanındığını biliyoruz. Bir mala ilişkin yasanın gerek garanti kapsamında gerekse kullanım ömrü boyunca tanıdığı tüm hukuki haklar o malın mütemmim cüzü sayılır.
Hemen belirtmemiz gerekir ki, garanti süresi dolduğunda satıcıların yükümlülüğü sona erer ve garanti sonrasında tüketicinin muhatabı; mal ülkemizde imal edilmişse imalatçı, mal yurt dışında imal edilmiş ise malı ithal etmek suretiyle yurda getirilip piyasaya süren ithalatçı olacaktır.
Peki, garanti süresi sona ermişse tüketicilerin ne tür hakları vardır?
Garanti dönemindeki hakları konusunda belli bir bilgiye/bilince sahip olan tüketiciler ile muhatabı konumundaki imalatçı/ithalatçılar; garanti süresi bittiğinde bütün hakların sona erdiğini düşünmekte ve buna göre hareket etmektedirler.
Ancak, Satış Sonrası Hizmetleri Yönetmeliği‘ne baktığımızda her malın bir kullanım ömrü olduğunu ve garanti süresi içerisindeki haklar kadar olmasa bile bu süre boyunca birtakım hakların tanındığını görüyoruz.
Garanti süresi geçmiş olsa bile her malın yönetmelik ekinde belirlenen kullanım ömrü boyunca gerekli yedek parçanın servislerde bulundurulması, ücreti mukabilinde de olsa azami tamir süresi içerisinde tamir ettirilmesi gibi üreticilerin yükümlülükleri devam ediyor.
Tüketici mevzuatını bir bütün olarak ele aldığımızda şu sonuca varmak pekâlâ mümkün: Bir mal piyasaya sürülmüşse bu mal yönetmelikte belirlenen kullanım ömrü boyunca hizmet vermeye devam etmelidir. Malda birtakım ufak tefek arızaların olması muhtemeldir ancak garanti süresi içerisinde tüketiciye herhangi bir maliyeti olmadan bu arızaların giderilmesi ya da diğer seçimlik hakları tanınması, garanti süresi bittikten sonra ise azami tamir süresi içerisinde bu arızaları giderebilecek teknik ve insani donanımın hazırda bekletilmesidir.
Hal böyleyken özellikle ülkemizde faaliyet gösteren imalatçılar ya da üretim yerli değilse onların aracıları konumundaki ithalatçılar bu yorumu göz ardı etmekte ve bu hakları yok saymaktadırlar.
Yukarıdaki değerlendirmelerin kişisel bir yorum olduğu ileri sürülebilir, ancak konuyu kişisel bir yorumdan çıkarıp yargının ortak görüşü haline getiren özel bir karardan bahsetmek isterim.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (12.03.2020 tarih E. 2017/13-650 K. 2020/301) Kararına göre; malın asli unsurlarının kullanım ömrünü karşılayacak donanımda olması gerekir. Mal bu şartı sağlamıyorsa tüketici aynen garanti süresi içerisinde sahip olduğu haklara kavuşur. Bu hâlde hem üretici hem satıcı tüketicinin seçimlik haklarından sorumlu tutulmalıdır.
Hukuk Genel Kurulu bu kararı ile malın kullanım ömrünün ne anlama geldiğini net bir şekilde ifade etmiş ve bu süreçte görevini ihmal eden imalatçı/ithalatçılara gerekli uyarıyı net bir şekilde vermiş olmaktadır: Malı kullanım ömrü boyunca ayakta tutmalısın, bunu yapamıyorsan tüketici seçimlik haklarına kavuşur.
