En baştan söyleyelim, Dürüst satıcıya diyeceğimiz bir şey yok.
Bizim sözümüz hem devleti hem de tüketiciyi kandıran ahlaksız satıcılaradır.
Tüketiciler Birliği olarak uzaktan satışlar konusundaki tavrımız açık ve nettir: “Biz tamam diyene kadar uzaktan satıştan uzak durun” tavsiyesinde bulunduk.
Ne zaman tamam diyeceğimizi de yapılacak yasal düzenlemeler belirleyecek.
Önünüze gelene vergi levhası verirseniz bu iş daha çok canları yakacaktır.
Sosyal medyadan, internet üzerinden reklam yapmalarına müsaade ederseniz, “Ben alacağım vergiye bakarım” mantığı ile bu işi kısa sürede çözemezsiniz.
Bu yazının konusu gelen kargo poşetlerinden salatalıkların çıkması değildir.
Oyuncak telefon, eski kumaş parçaları ya da buruşturulmuş kâğıtlar da değil.
Bunu yapan satıcıların devletten ve organlarından korkmadıkları gayet açık.
Satıcıların kötü niyetli olanlarına karşı tüketicinin de bilinçli olması gerekiyor.
Uzaktan satışlarda her daim sütten ağzı yanan gibi temkinli olunmalıdır.
Şimdi size ve yetkili birimlere tavsiyelerde bulunacağız (uymak serbest).
Uzaktan yapılan bütün satışlarda tercihimiz kapıda ödeme seçeneği olmalıdır.
Yetkili birimler de bu ödeme şeklini yasal zorunluluk hâline getirmelidir.
Hatta bakanlığın uzaktan satışlarda şart koşması gereken ikinci husus; Şeffaf poşet tercihinin tüketici talebine sunulması ve yerine getirilmesidir.
Kargo görevlisi kendisine verilen talimata göre hareket etmek zorundadır.
Amirleri onlara sıkı sıkı parayı almadan poşeti açtırmayın diye tembihliyor.
Görevli poşeti açtırmamak için, tüketici de açıp içini görmek için çabalıyor.
Verdiği siparişi şeffaf poşetten kontrol etme şansını tüketiciye vermeliyiz.
İşte bu kadar basit bir düzenlemenin yapılmaması satıcıyı hizaya getirmiyor.
Şeffaf poşet zorunluluğu kötü niyetli satıcıyı da hizaya getirmeye yeterli.
Tüketicilerimizin mümkün olduğu kadar şeffaf poşette ısrar etmeleri şart.
Fakat bu ihtimal bir alternatif olarak sunulmamışsa şunlara dikkat edelim:
Kapıda ödeme seçeneğine göre kargo kapıya geldi ve kapalı bir kutu var.
Gelen ürün bizim istediğimiz ürün mü hatta bir ürün var mı emin değiliz.
Görevli “ödemeyi almadan açmam da vermem de” diyor, ne yapacaksınız?
Kargo elemanı ile tartışmak bize o anda kesin bir çözüm getirmeyecektir.
Araç kazalarında aracımızda bulundurmamız gereken kaza tespit tutanağı, Kargocunun bulundurması gereken hasar tespit tutanağı ile aynı işi görür.
Kargocunun yanında olup olmadığını kibarca sorun, göstermek zorundadır.
Kargo elemanı “şu anda yanımda yok” derse eğer bilin ki kandırılmak üzeresiniz.
Düzgün çalışan bir firma ise yanında bulundurmak zorundadır ve gösterir.
Bu durumda ödemeyi yapın ve yanınızda iken gelen kutu ya da poşeti açın.
İstediğiniz ürün gelmişse sorun yok, gelmemişse eğer işimiz şimdi başlıyor.
Ürün hasarlı ise hasarı, istediğiniz ürün gelmemişse bu durumu tutanağa yazın.
Hatta o anda tutanak sizde kalmak kaydıyla ürünü kargo ile tekrar gönderin.
İkinizin imzası ile tutulan tutanak hem sizde, hem kargoda hem satıcıdadır.
O anda bunu düşünemediniz, sizin aceleniz vardı ya da kargocu beklemedi.
Bunların olmasını istemiyoruz ama çoğu tüketicinin bunu yaşadığını biliyoruz.
Kötü niyetli satıcının elinden tüketiciyi kurtaracak tek şey kalıyor elimizde: Ödemeyi satıcının hesabına değil de kargo elemanına makbuz karşılığı yapmak.
Hiçbir mazeret göstermeden 14 günlük cayma hakkımız var ama yeterli değil.
Minareyi çalacak olan hırsız kılıfını nasıl hazırlıyorsa bu satıcılar da hazırlıklı.
Mahkeme veya heyette haklı çıksanız bile bunlardan beş kuruş alamıyorsunuz.
Neden, çünkü icraya verseniz bile adlarına bir hesap ya da mal bulunamıyor.
Kargocunun kapıya gelmesi yumurtanın gelmesi ile aynı sonuçları vermesin.
Alacağımız çok basit bazı tedbirler bizi tavuklar gibi gıdıklatmaz.
Peki, biz ödemeyi kargoya yapınca ne oluyor?
Tutanağımız var, süresi içerisinde vazgeçtiğimize dair itirazımızı da yapmışız. Ki bu itiraz, hem satıcı hem de kargoya yazılı şekilde yapılmalıdır (e-posta). Satıcıyı bulamazsak bile ödemeyi yaptığımız kargodan da paramızı alabiliriz.
Aslında bütün bu süreçteki sıkıntıyı yaşamayın diye uzak durun diyoruz.
Ancak hayat şartlarının getirdiği seçenekler içinde uzaktan satışı da anlıyoruz.
Devletin denetim ve gözetiminde olan her türlü uzaktan satış bir nimettir. Hiç zahmet çekmeden oturduğunuz yerden sipariş verip kapınıza gelmesi.
Gelişmiş ülkelerde alışverişlerin %80’den fazlası uzaktan yapılmaktadır.
Neden, çünkü orada hiçbir tüketici siparişinin gelmeme ihtimalini düşünmez.
Oralarda hiçbir satıcı tüketiciyi dolandırmayı aklından bile geçir(e)mez!
Bizim insanımız bunu hak etmiyor mu sizce? Oyuncak telefonların, salatalıkların çıkması sadece tüketiciye mi saygısızlık?
Devleti ve kurumlarını takmamak anlamına geliyor ki asıl sıkıntı buradadır.
Uzaktan satış firmalarını kargo ya da kurye firmaları ile koordine etmek şart.
Hem takibi kolay olur hem de fırsatçıların vergi kaçırması engellenmiş olur. Bizden söylemesi…
