Hakem heyetleri 1995 yılında hayatımıza girdi.
Tüketicilerin hak aramalarını kolaylaştırmak gayesi ile kuruldular.
Hakkını aramak isteyenler için adliyeler çok da cazip gelmiyordu.
İnsanlar, haklı bile olsalar adliyede görünmek istemiyorlardı.
Ayrıca adliyelerde hak aramak biraz masraflı oluyordu.
Düşünsenize, haklısınız ama paranız yok.
Ne olacak?
Hakkınızı arayamayacaksınız.
Mahkemeler özel birer şirket gibi sizden masraf istiyor.
Yoksa “başka kapıya” çekiliyor.
Hakem heyetleri ise hem daha sivil hem de ücretsiz.
İnsanlar daha rahat gidip ücretsiz başvuruda bulunabiliyor.
Heyetin ilk zamanlardaki ismi şöyleydi:
“Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri”
Derken zamanla hakem heyetleri adeta geldiği yeri unuttu.
Tüketicilere kolaylık için kurulan heyetler tüketiciye sıkıntı oldu.
Bu durumu en iyi şekilde ifade etmek de Nesih Tanrıverdi’ye düştü.
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi dedi ki:
“Tüketici Sorunları: Hakem Heyetleri”
Bu ortadaki iki nokta heyetlerin isminin değişmesine sebep oldu.
Bakanlık, Tüketici Hakem Heyetleri olarak değiştirdi.
Tüketiciler için sorun olmaktan çıktı mı?
Hayır, hâlâ tüketicinin en büyük sorunu hakem heyetleri.
Düzgün çalışan az sayıda heyet üyesi ve raportörleri istisna tutuyorum.
Memurların büyük bir kısmı bu işi angarya görüyor.
Cumhurbaşkanımızın askerlikle ilgili çok doğru bir sözü vardı.
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”
Peki, memurluk yan gelip yatma yeri midir?
Devlet memuru iseniz verilen vazifeyi yapacaksınız.
Ağır mı geliyor?
İstifa edeceksiniz.
Mızmızlanmayacaksınız.
Taze gelin gibi “hem ağlarım hem giderim” demeyeceksiniz.
Tüketicilerin başvurusu azalsın diye bel altı yöntemlere başvurmayacaksınız.
2014’te 5,5 milyon olan başvuru sayısı 2025’te bir milyonun altına düşmüş.
Hangi babayiğit bu durumu sorunlar azaldı diye açıklayabilir?
Mesela, heyetlere yapılan başvurulara bir göz atalım:
Kanuna göre tüketici iddia ile satıcı da ispat ile mükelleftir.
Kanunu kim takıyor ki?
Bütün ispat mükellefiyeti tüketicinin sırtına yükleniyor.
Başvuru esnasında bir belge eksik olursa karar aleyhinize çıkıyor.
Satıcının fatura veya garanti belgesi vermemesi hiç sorgulanmıyor.
Sözleşme düzenlemesi gerekenin tüketici olduğundan yola çıkılıyor.
Niye kanuna aykırı karar veriyorsunuz dediğimizde de küstahça:
“Heyet üyeleri böyle uygun gördü.” gibi bir cevap veriyorlar.
Sanki heyet üyeleri kararı okumuş, anlamış, tartışmış ve karar vermiş gibi.
Bu da ayrı bir yazı konusu ama üyelerin çoğu kararı okumuyor bile.
Raportörün yazdığı şekli ile imzayı atıp gidiyor.
Bir kişinin itirazı da kararı değiştirmiyor.
Onun için tüketicileri ısrarla uyarıyoruz:
Başvurunuzda belgelerinizin tam olmasına dikkat edin.
Faturanızı mutlaka alın, garanti belgenizi isteyin, sipariş fişi vb.
Satıcı bunları vermekten kaçınıyorsa malı almaktan vazgeçin.
Çünkü bir sorun yaşarsanız heyet sizi haksız bulacaktır.
Paranızla rezil olmak istemiyorsanız bunlara dikkat edin.
Çünkü haklı olmanız yetmiyor.
Belgelemeniz de gerekiyor.
Hakem heyetleri en büyük engelinizdir ve bu şekilde aşabilirsiniz.
Bizden söylemesi…

Halkımız her işini son dakikaya bırakmayı ve son dakakada çözüm bulmaya bayılır. Nesih kardeşim daha önce “Tükecinin korunması ile ilgili kanun” kitabı yayınladı. Bende çevremdeki herkese duyurdum ama ilgilenen olmadı. Başımız sıkışmadan hiç bir şey öğeenmek gibi bir merakımız yok malesef.