Teknoloji çok hızlı ilerlemekte ve değişmektedir. Teknoloji yaygınlaştıkça ve günlük hayatın içine girdikçe, hukuki konularda düzenleme ihtiyacı doğmakta; ancak hukuki düzenlemeler, teknolojinin hızına ayak uyduramamaktadır. Yani hızlı teknoloji gelişimiyle ortaya çıkan “kanun boşluğu”.
Daha raf ve kasa arasındaki etiket sorunlarına çözüm bulunamamışken, dijital etiket uygulamasına geçilmesi bir acayipliktir.
Tüketicilere bu dijital etiket uygulamasının “çevrecilik, kâğıt israfını önleme ve operasyonel kolaylık” maskesi altında, tüketici için sinsi bir zam ve parasını çalma tuzağına dönüşüyor.
6502 Tüketici Kanunu Etiket Yönetmeliği dayanak gösterilen bu teknolojik uygulama, tüketiciler için felaket ve hak arama yolunun kapanmasıdır. Aynı zamanda büyük bir vergi zayiatı kolaylığı sağlamaktadır.
Ticaret Bakanlığı eliyle sermayenin, tüketicilerin soyulmasına göz yumulmasıdır. Dijital etiket uygulamasında Ticaret Bakanlığına şu soruyu soruyorum: “Kasa ile etiket fiyatı farklı olursa tüketici ne yapabilir?”
Bu soruya cevap veremezler. Çünkü hukuki ve teknolojik altyapı hazırlıkları yok. Yani tüketicilerimiz sahipsiz. Onun için bu uygulamanın alt yapısı hazırlanmadan tüketicilerle buluşturulmamalıdır.
Tüketici bu sorunla karşılaştığında belgeleyemeyeceğinden, hiçbir şekilde tüketici kanununda belirtilen maddelerden yararlanamaz ve hakkını arayamaz.
Bugün Türkiye’de organize perakendede 50 binin üzerinde zincir market şubesi bulunuyor. Her bir markette ortalama 3 bin ile 5 bin arası farklı ürün satılıyor. Klasik sistemde bir ürüne zam geldiğinde, bu 50 bin şubedeki kâğıt etiketlerin market çalışanları tarafından tek tek, elle değiştirilmesi gerekiyordu. Bu devasa iş yükü, kâğıt ve lojistik maliyeti, aslında firmaların anlık zam yapmasını zorlaştıran, tüketiciyi koruyan gizli bir kalkandı.
İşin en ürkütücü boyutu ise bu sistemin “Yapay Zekâ” (AI) altyapısıyla çalışabilmesi. Akşam mesai çıkışında, herkesin eve gitmeden önce markete akın ettiği 18.00 – 20.00 saatleri arasında talebi gören algoritma, temel gıda ürünlerinin ekmek, süt, yumurta fiyatını aniden birkaç lira artırabilecek.
Bu sebeple bu uygulama, bu haliyle denetlenemez ve mutlaka fiyat değişimlerinin saklı kaldığı, karakutu gibi bir yapının sistemde olması gerekiyor.
6502 Tüketici Kanunu Fiyat Etiket Yönetmeliği 9. maddesine uygun olmalıdır. Yani şeffaf, anlaşılabilir olması gerekir.
Türkiye’de “kolaylık” olarak sunulan dijital etiket uygulamasına karşı, birçok ülkede yasaklama çağrıları çoktan başlamıştır.
